ŞU ANDA OKUDUĞUNUZ İÇERİK

Küreselleşme, Bilgi Toplumu ve Kütüphaneler

Küreselleşme, Bilgi Toplumu ve Kütüphaneler

Yazar: Işık Önder – MEKAM Yayınlar Koordinatörü

1990’lı yıllar tüm dünyada ekonomik, siyasal, sosyal ve kültürel anlamda değişimlerin yaşandığı bir dönüm noktasıdır ve teknolojik ilerlemeler bu dönüşümün hızlanmasının temel nedenidir. Küreselleşme adı verilen bu dönüşüm sürecinde iletişim teknolojilerindeki gelişmeler ve ulaşım imkanlarının artması ile birlikte dünya küçülürken, bir taraftan da parçalanmakta ve farklılıklar öne çıkmaktadır. (Sarıtaş, 2009; 400) Küreselleşme ile teknoloji arasındaki sıkı ilişki, teknoloji üreten, teknoloji geliştiren ve teknolojiyi yayabilen ülkeler için (A.B.D., İngiltere, Japonya gibi) ilerlemeyi ve gelişmişliği getirirken, diğer ülkeleri teknoloji ithal eden ve gelişmiş ülkelere bağımlı hale getirmiştir. Küreselleşme eleştirilen bu yönüyle gelişmiş ülkelerin yararına işlemekte, teknolojiye sahip olabilenler ile olamayanlar arasında, hem gelir dağılımı hem de bilgi sahipliği konusunda eşitsizliklere ve uçurumlara sebep olmaktadır. Diğer yandan ise küreselleşmeyi sağlayan teknolojik ilerlemeler zaman ve maliyet bakımından altyapı ve ulaşım ile iletişim maliyetlerini düşürmekte, haberleşme ve bilgi teknolojilerinin gelişmesi bilgiye erişimi ve bilginin paylaşımını hızlandırmaktadır. (Sarıtaş, 2009; 405)

Küreselleşmeyle birlikte coğrafi sınırlar aşılmış ve endüstri küresel bir gelişim göstermeye başlamıştır. Bu durum, küreselleşmenin eleştirilen bir yönü olan ulus-devletlerin piyasadaki etkinliğini kaybetmesi ve çok uluslu şirketlerin pazarda hakim konuma gelmesine sebep olmuştur. BİT’nin de zaman ve mekan sınırlılıklarını ortadan kaldırması, kontrol ve takip işlemlerini kolaylaştırması (Subaşıoğlu, 2004; 38) yeni endüstrilere ve yatırımlara hareket serbestliği getirmiş ve uluslararası küresel rekabeti artırmıştır. Küresel rekabet ortamında üstünlüğü elinde tutmak isteyen merkezi kapitalist ülkeler, BİT’lere büyük yatırımlar yapmaya ve yeni teknolojiler üreterek tekel oluşturmaya başlamışlardır. (Soyak, 2002; 101)  Genellikle bilgi teknolojilerine dayalı olarak gelişen bu süreçle birlikte üretim biçimleri de değişmiş ve bilgi hem üretim hem de yönetim aşamasında stratejik bir değer kazanarak hammadde, emek ve sermayenin yanında bir üretim faktörü olarak yer almaya başlamıştır.

Küreselleşmenin yarattığı dönüşüm sonucunda, teknolojik gelişmeler ve teknolojinin nitelik değiştirmesi, bilgisayarlaşma, endüstride üretkenliğin artması, insan emeğinin yerine bilgisayarın geçmesi, insan emeğinin entellektüel düzeyinin gelişmesi, ekonomide yeni üretim sektörlerinin ortaya çıkması, endüstriyel üretimin ağırlığını kaybetmesi ve yerini giderek hizmet sektörü ile bilgisayar ve uzay teknolojileri üreten bir imalat sektörüne bırakması, özellikle hizmet sektörü içinde bilginin elde edilmesi, işlenmesi, saklanması ve kullanılması ile ilgili ve bununla bağlantılı yeni sektörlerin (bankacılık, taşımacılık ve tasarımcılık gibi) gelişmesiyle birlikte endüstri toplumu devri kapanmakta ve yerini bilgi ve iletişim teknolojilerine dayalı bilgi toplumuna bırakmaktadır. (Yalınpala, 2002; 288)

Bilgi toplumu (sanayi sonrası toplum ya da enformasyon toplumu) kavramını tanımlamak üzere farklı ölçütlerden yola çıkılarak yapılan iki ana sınıflandırma bulunmaktadır. Birincisinde bilgi toplumu, yeni bir toplumsal yapı olarak ele alınmakta[1] ikincisinde ise bir durum saptaması veya bilgi iletişim teknolojilerindeki gelişmelerin sonuçları üzerine istatistiki veriler ve nicel göstergeler değerlendirilerek bilgi sektörünün hakim katma değer yaratıcısı olduğu, adına bilgi ekonomisi denilen yeni bir ekonomik sektörden[2] söz edilmektedir. (Törenli, 2004; 27,43)

Küreselleşmeyle birlikte önemi giderek artan bilgi, toplumsal bir değişime neden olmuş ve yeni bir toplum düzeni geliştirmiştir. Bilgi toplumu; bilgi ve iletişim teknolojilerindeki gelişmeler, bilginin toplanması, işlenmesi, paylaşılması, dağıtılması, kullanılması ve üretilmesindeki hız, bilginin alınıp-satılan bir mal (meta) haline gelmesi ve hizmet sektörünün büyümesi (Yılmaz, 1997; 57) ile birlikte gelişmiştir. Bilgi toplumu olabilmek için sanayi toplumu sürecini tamamlayarak küreselleşmenin getirdiği ekonomik, toplumsal, kültürel ve teknolojik koşulları ülkenin sosyo-kültürel ve sosyo-ekonomik durumuna uyarlamak; bilgi ve bilgi ve iletişim teknolojilerini tüm sektörlerde her alanda kullanmanın yanı sıra bunu yalnızca kullanmakla kalmayıp üreten ve geliştiren bir toplum düzenini sağlamak gerekir. Bilgiyi üretmeden tüketen, bilgi ve iletişim teknolojilerini yalnızca ithal edilerek kullanan bir toplum bilgi toplumu olarak değerlendirilemez. Bu yapıdaki bir toplum, küreselleşmenin zorlu rekabet şartlarında ezilen, gelişmiş ülkeler için açık pazar konumunda ve yalnızca teknolojik açıdan değil buna bağlı olarak sosyal ve kültürel açıdan da dışa bağımlı bir toplum haline gelecektir. Ayrıca teknolojiyi üreten, geliştiren ve en üst düzeyde kullanabilen ülkelerle ile gelişmekte olan ülkeler arasındaki farklılıklar ve eşitsizlikler, hem toplumun farklı kesimleri hem de ülkeler arasında “dijital uçurum (dijital bölünme)” adı verilen uçurumlar yaratmaktadır. Bilgi toplumu ve küreselleşme eleştirilerinin ortak noktası işte bu eşitsizliklerdir. Giddens’a göre (2000) siyasal, teknolojik ve kültürel boyutları da içeren küreselleşme sürecinde, yoksul ülkeler pazar konumunda olup daha da yoksullaşırken gelişmiş ülkeler hem ekonomik hem de kültürel açıdan güç kazanmaktadır. Bu nedenle küreselleşme dünyayı kaybedenlerin çok olduğu, kazananlar ve kaybedenler diye iki gruba ayırmaktadır. Giddens, bu sebepten dolayı küreselleşmeyi “global bir köyden” ziyade “global bir yağma”ya benzetmektedir. (Sarıtaş, 2006; 118-119)

Küreselleşmenin eşitsizlikleri artırması, yoksullaştırması ve kültürel anlamda tektipleştirmesi gibi eleştirilen etkilerini en aza indirebilmek ve bilgi toplumu olma yolunda ilerleyebilmek için süreçlere tek taraflı bakmadan eleştirel yaklaşmak, özellikle bilgi ve iletişim teknolojileri bakımından yalnızca kullanan bir toplum olmak yerine üretip geliştiren bir toplum olmak ve ülkesel koşullara göre sürecin olumlu yönlerinden en uygun şekilde yararlanıp topluma uyarlayabilmek gerekir.

Teknolojinin, gelişmişlik düzeyini ve değişimi belirleyen bir etken haline gelmesi, yeni bilgi, nitelik, organizasyonel biçimler[3] ve kuruluşlararası bağlantıların varlığını bir başka deyişle yeni teknolojik yetenekleri gerekli kılmıştır. Bu yetenek yalnızca teknoloji geliştirme becerisi değil, ithal dahi edilse teknolojinin etkin kullanımıdır. Teknolojinin etkin kullanımı, donanımların satın alınmasından çok, gelişim sürecine teknoloji belirleyici nitelikli kurumsal oluşumların dahil edilmesiyle ve Ar-Ge faaliyetleri desteklenerek yeni teknolojiler geliştirilmesiyle mümkündür. Yeni teknolojilerin geliştirilmesi hem maddi kaynağa ve insan kaynaklarına hem de bilimsel ve teknolojik altyapıya olan ihtiyacı artıracaktır. (Soyak, 2002; 103-104) Bu ihtiyaçların verimli ve etkin bir şekilde karşılanması ise planlı bir stratejinin ve uzun dönemli politikalarının oluşturulmasını gerektirir.

Küreselleşmeyle beraber kurumsallaşan organizyonların çoğu bilgi toplumuna geçiş sürecinde ve küreselleşmenin yarattığı eşitsizliklerin giderilebilmesi yönünde yapılması gerekenler ve alınabilecek önlemler üzerine çalışmakta ve çok sayıda konferans, sempozyum vb. etkinlikler düzenlemektedir. ITU ve UNESCO özellikle yayınladıkları raporlarla (McBride Raporu, Mailand Raporu) tek yönlü bilgi akışının dengelenmesi, ülkeler arasındaki bilgi ve teknoloji erişim uçurumunun kapatılması (dijital uçurum) konusuna çözümler aramaktadır. Özellikle UN (Birleşmiş Milletler) ve ITU (Dünya Telekominikasyon Birliği)’nun koordinasyonunda iki aşamalı olarak (Cenevre 2003, Tunus 2005) gerçekleştirilen “Dünya Bilgi Toplumu Zirvesi”[4], evrensel, kolayca erişilebilen, tarafsız ve ucuz bilgi ve iletişim teknolojileri altyapısının ve hizmetinin kurulması, herkes için bilgi toplumu anlayışıyla toplumun tüm kesimlerinin bilgiye erişiminin sağlanması ve sayısal uçurumun azaltılması amacıyla uluslar arası işbirliğini sağlamıştır.

Avrupa Birliği’nin bilgi toplumu olma yolunda hazırladığı bilim ve teknoloji politikaları (Çerçeve Programları) değerlendirildiğinde AB’de geçerli yaklaşım, bilgi iletişim teknolojilerinin ekonomiyi ve toplumu değiştirdiği, yeni çalışma yolları ve yeni iş alanları yaratmasının yanı sıra toplumun sağlık, çevre ve istihdam gibi önemli sorunlarına da çözümler ürettiği şeklindedir. AB programlarına göre (6.Çerçeve) bilgi toplumu, “enformasyon ve bilgiye dayanan, sürdürülebilir gelişmeyi, toplumsal kaynaşmayı, geliştirilmiş yaşam kalitesini amaçlayan toplumdur.” (Törenli, 2004;66)

Toplumların bilgi toplumu olma hedefini gerçekleştirebilmesi, o toplumun sosyal, kültürel, politik, ekonomik, sosyo-ekonomik, bilimsel ve teknolojik açılardan yaşanan tüm bu değişim ve dönüşüm sürecine uyarlanabilmesine bağlıdır. Bu amaçla belirlenecek ulusal politikalar (bilim, teknoloji, bilgi, eğitim vb.) çerçevesinde toplumun tüm kesimleri için eşitlik, sürdürülebilir gelişme, güvenlik, sosyal adalet sağlanmalı, kamusal ve özel enformasyona ulaşma, onu elde edebilme ve kullanmadaki eşitsizlikleri en aza indirecek eylemler ve mekanizmalar geliştirilmelidir.

İşte bu noktada; bilgi toplumunun ihtiyaçlarının karşılanabilmesi ve eşitsizliklerin en aza indirilmesinde bilgi merkezleri, kütüphaneler, üniversiteler ile bilgi ve belge yöneticileri (kütüphaneciler) anahtar rol oynamaktadır. Enformasyon zengini ve enformasyon fakiri arasındaki dengenin sağlanması, herkesin bilgiye ve bilgi iletişim teknolojilerine erişebilmesi, hızlı ve ucuz erişim yollarının devlet eliyle sağlanabilmesi için kütüphanelere gereken önemin gösterilmesi gerekir.

Günümüz bilgi ve iletişim teknolojilerinin geçmiştekilerden farkı; enformasyonu, elektronik ortamda, sayısal (dijital) bir biçime dönüştürerek çok daha hızlı işlenebilir ve iletilebilir hâle getirmesidir. (Göker, 2009; 35) Kütüphanelerin bilgi ve iletişim teknolojileriyle donatılarak yenilenmesi ve öncelikle kütüphanecilerin sonrasında da halkın bu teknolojilerle tanıştırılması ve teknoloji temelinde enformasyon okuryazarı kılınması için gerekli adımların atılması geliştirilecek bilgi politikaları içerisinde mutlaka yer almalıdır. Bilginin kolay erişilebilir ve paylaşılabilir olması, olumlu etkilerinin yanı sıra gereken önlemler alınmadığı takdirde olumsuz sonuçlar da doğurabilir. Bu noktada kütüphanelerin önemi daha da artmaktadır. Çünkü kütüphaneler herkesin her türlü bilgiyi paylaşıma açabildiği ağ ortamının aksine güvenilirliği olan süzülmüş, nitelikli bilgiyi kullanıma açmaktadır. Bu bağlamda bilginin güvenilirliği ve bilimsel bilgi üretimi teşvik edilmeli; fikri mülkiyet haklarının korunması politikalar doğrultusunda yasal güvence altına alınmalıdır.

Kaynaklar:

Giddens, Anthony (2000) “Elimizden Kaçıp Giden Dünya: Küreselleşme hayatımızı nasıl şekillendiriyor?”, Alfa Basım.

Göker, Aykut (2009) “Bilim ve Teknoloji Politikalarına Giriş İçin Enformasyon Toplumu Üzerine Kavramsal Bir Yaklaşım Denemesi”, Mülkiye Dergisi, 25(230), s. 27-66. [Internet,WWW,PDF]

http://www.mulkiyedergi.org/index.php?option=com_rokdownloads&view=file&Itemid=63&id=825:bilim-ve-teknoloji-politikalarna-giri-icin-enformasyon-toplumu-uezerine-kavramsal-bir-yaklam-denemesi-aykut-goeker [10/04/2010 tarihinde erişildi]

Önder, Işık (2010) E-kitap Olgusu ve Türkiye’de Durum, Yüksek Lisans Tezi, Ankara Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Ankara.

Sarıtaş, İbrahim (2006) “Sosyal Demokrasi: Geçmişten Günümüze”, Orion Yayınevi.

Sarıtaş, İbrahim (2009) “ Küreselleşme”, Feodaliteden Küreselleşmeye: Temel Kavramlar ve Süreçler kitabı içinde s. 397-432, Editör: Tevfik Erdem, Ankara.

Soyak, Alkan (2002) “Küreselleşme, Teknoloji Politikası, Türkiye: Sınai Mülkiyet Hakları ve Ar-Ge Destekleri Açısından Bir Değerlendirme”, Küreselleşme: İktisadi Yönelimler ve Sosyopolitik Karşıtlıklar kitabı içinde s.99-154, Derleyen: Alkan Soyak, Om Ekonomi-Politik, Ankara.

Subaşıoğlu, Fatoş (2004) “Küreselleşmeye Dair” Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Bilgi ve Belge Yönetimi Bölümünün Kuruluşunun 50.Yılına Armağan kitabı içinde s.34-42, yay. haz: Doğan Atılgan, Ankara.

Törenli, Nurcan (2004) “Enformasyon Toplumu ve Küreselleşme Sürecinde Türkiye”, Bilim ve Sanat Yayınları, Ankara.

Yalınpala,  Jale (2002) “ Küreselleşmenin Emek Piyasası ve İstihdam Üzerindeki Etkileri” Küreselleşme: İktisadi Yönelimler ve Sosyopolitik Karşıtlıklar kitabında  s.263-304, Derleyen: Alkan Soyak, Om Ekonomi-Politik, Ankara.

Yılmaz, Bülent (1997) “Bilgi Kullanımının Sosyo-Kültürel Temelleri” IFLA’ya Doğru Türk Kütüphaneciliği Sempozyumu (22-24 Aralık 1993), I.Türk Kütüphaneciler Derneği Genel Konferansı Bildiriler kitabında s. 56-62.


[1] Marshall McLuhan, Daniel Bell, Alvin Toffler, Masuda bu yaklaşımı destekleyenlerdir.

[2] Fritz Machlup, Rubin, Huber, Marc Uri Porat, Nora, Minc bu yaklaşımı destekleyenlerdendir.

[3] UN, WB, IMF, WTO, ITU, OECD, UNESCO, G7, G8 gibi uluslar arası organizasyonlar küreselleşmeyle birlikte kurumsallaşmışlardır.

[4] Ayrıntılı bilgiye http://www.bilgitoplumu.gov.tr/Documents/2/Yayinlar/080100_DBTZNihaiDokumanlari.pdf  adresinden erişilebilir. (10/04/2010)


E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

INSTAGRAM
Bizi Tanıyın