ŞU ANDA OKUDUĞUNUZ İÇERİK

Müteferrika’dan E-Kitaba…

Müteferrika’dan E-Kitaba…

jjji

Yazar: Işık ÖNDER

Kültür; toplumun bireyleri tarafından yaratılan ve onların yaşam ve doğa karşısında ortaya koyduğu davranış ve ihtiyaçlarla şekillenen sonrasında o toplumun kişiliğini oluşturan maddi ve manevi değerler toplamıdır. İnsanoğlunun yarattığı ve ürettiği her madde ve makine maddi kültürü; inançlar, değerler, kurallar, kısaca gelenek ve göreneklerimiz, topluma biçim veren davranış ürünleri ile tüm inançlar ise manevi kültürü oluşturur. Kültür belli bir topluluğa, cemiyete ve topluma özgüdür, özgündür ve yereldir. Medeniyet ise, farklı kültürlerin biraraya gelişiyle oluşan uluslar arası bir kavramdır. Örneğin; Türk Kültürü, Türk toplumuna özgü değerlerden söz ediyorken, Doğu Medeniyeti dediğimiz zaman birçok kültürün birleşiminden oluşan ortak değerlerden bahsetmiş oluruz.

Kültürün kuşaktan kuşağa aktarılıyor olması, ona korunarak geliştirilmesi gereken bir miras özelliği katar. Çağlardan beri değişerek gelişen bu kültürel miras hakkındaki bilgileri, ilkçağlardan bugüne dek çeşitli arkeolojik buluntularla edinilen farklı biçimdeki yazılar, çeşitli bilgi kayıt ortamları (taş, ağaç, parşömen, papirüs, kağıt gibi), kitaplar ve kütüphaneler aracılığıyla öğreniyoruz. Tarihi gelişim içinde tüm bu bilgi taşıyıcılar arasında karşılaştırma yaptığımızda, matbaanın icadıyla birlikte yeni bir medeniyetin gelişmeye başladığını söylemek yanlış olmayacaktır.

15.yüzyılda Gutenberg’in matbaayı icadıyla birlikte bilginin yayılma hızı artmıştır. Matbaayla birlikte ucuzlayan kitap, geniş halk kitlelerinin ulaşabileceği bir araç haline gelmiştir. Halk daha kolay ulaşabildiği bilgi sayesinde, kendisini kuşatan sihir, büyü gibi batıl inançların yerine, edindiği bilgiyi kullanmaya başlamış ve sonuçta akla dayalı, kendine güvenen yeni bir insan tipi ortaya çıkmıştır. (Topdemir ve Polat; 2004, 81-82) Matbaanın icadı, Avrupa’da rönesansı başlatan kültürel olaylardan biridir.

Bize gelince, Osmanlı İmparatorluğu döneminde azınlıklar tarafından çeşitli dönemlerde birçok matbaanın açılışı yapılmıştır. Bunların ilki İstanbul’da 15.yy’da İspanya’dan gelen Yahudiler tarafından açılmıştır. Bunu Selanik, Edirne ve İzmir’de açılan matbaalar takip etmiştir. Yahudilerden sonra 16. yy’da Ermeniler ve 17.yy’da da Rumlar İstanbul’da ilk matbaalarını açmışlardır. Ancak bunlar resmi bir belge olmamasına rağmen dini propagandalar nedeniyle zaman zaman kapatılmış, azınlıkların Türkçe ve Arapça kitap basmaları yasaklanmıştır. (Altuntek; 1993, 192-193)

Osmanlı tarihinde ilk Türk matbaası Osmanlıların Rönesans’ı olarak da kabul edilen, bilinçli olarak Batı’ya yönelme isteklerinin belirgin bir şekilde ortaya çıkmaya başladığı ve Batı karşında bilimsel, kültürel, askerî ve siyasî bakımlardan yetersiz kalındığının açıkça kabullenildiği Lale Devri olarak anılan dönemde, Paris’te Osmanlı Büyükelçisi olan Yirmisekiz Çelebi Mehmet’in oğlu Mehmet Said Efendi’nin ortaklığında (Altuntek; 1993, 196) İbrahim Müteferrika tarafından kurulmuştur. Müteferrika, Avrupa’da başlayan modernleşme sürecinde matbaanın katkılarını değerlendirmiş ve bunları anlatarak matbaanın kurulması ile en kıymetli kitapların sonsuza kadar korunabileceğini belirterek desteklerini almak için başta dönemin sadrazamı Damat İbrahim Paşa olmak üzere, devletin ileri gelenlerine, matbaanın yararlarını on maddelik bir kitapçık hazırlayarak sunmuştur[1]. (Topdemir ve Polat; 2004, 83-84)

Müteferrika’nın hazırladığı bu on maddelik kitapçık şu şekildeydi: (Altuntek; 1993-193-194)

1-     Önemli kitapların (sözlük, tarih, coğrafya, devlet işleri, vd.) çoğaltılması halk ve aydınlar için yararlıdır.

2-     İslam devletlerinin kuruluşundan itibaren yazılmış değerli eserlerin basılması bu kitapların Müslümanlar arasında yayılmasını sağlar.

3-     Basılı kitapların yazıları okunaklı, güzel, doğru olacağı gibi, okuyan ve okutanlar için de kolaylık sağlar.

4-     Basımcılık karlı bir iştir. Bir cilt kitap yazmak için gereken emekle binlerce kitap basılabilir. Kitap ucuzlayacağı için herkes bundan yararlanır.

5-     Kitapların başına ve sonuna dizinler konularak, aranılan bilginin kolayca bulunması sağlanır.

6-     Kitapların ucuz olması, taşra halkının da yararlanmasına yol açar.

7-     Kentlerde kütüphanelerin kurulmasına, öğrencilerin kolayca kitap temin etmesine yardımcı olur.

8-    Osmanlı Padişahları yaptıkları savaşlarla İslam’ın onurunu yükseltmişlerdir. Kitap yayımı yoluyla da Müslümanlara hizmet etmiş olurlar.

9-     Avrupalılar Arapça, Farsça, Türkçe kitapların değerini bilmekte, bunları basmaktadırlar. Ama bastıkları bu kitaplar yanlışlarla doludur, yazıları da güzel değildir. Ne var ki ilerde işin uzmanını bulup Doğu yapıtlarını doğru ve güzel bastırarak İslam ülkelerine gönderip, buralardan para çekebilirler. Biz onlardan önce davranmalıyız.

10-   Artık basım işinin ülkemizde uygulanması için olanak vardır. Müslüman olmuş bütün toplumların kitaba ihtiyaçları fazladır. Matbaanın kabul edilmesi ve eserlerin basılması devletin onurunu artıracaktır. 

Müteferrika’nın bu on maddelik raporu sonucunda matbaanın kurulmasına izin verilmiştir. Çeşitli dönemlerde kapatılsa da Müteferrika’nın matbaası 10 yıl kendisi, ölümünden sonra da 8 yıl başkaları tarafından çalıştırılmıştır. 1794 tarihinden sonra ise tamamen kapanmıştır. (Topdemir ve Polat; 2004, 85) Fakat Müteferrika’nın bu girişimi birçok matbaanın açılmasını da sağlamıştır.

Osmanlı’da matbaanın geç kurulmasına ilişkin, yaygın olarak, dini nedenler gösterilmiş olsa da, kaynaklarda asıl nedenin iki önemli unsurdan oluştuğu belirtilmektedir. İlki, matbaayı kurup işletebilecek teknik bilginin olmayışı[2]; ikincisi ise yeterli kağıt üretiminin sağlanamayışıydı[3]. (Altuntek; 1993,198) Söz edilmesi gereken bir başka önemli nokta ise, yayınlanan kitapların toplumun hangi kesimlerine (bilimsel konularla ilgili çok sınırlı bir çevrenin olması) ulaştığı sorunuydu. Bu soruna paralel olarak ortaya çıkan bir diğer sorun da kitap fiyatlarının yüksek olmasıydı. (Altuntek; 1993,199-200)

Gelelim günümüze ve asıl anlatmak istediğim konuya…

Günümüzde yayıncılık sektörü Müteferrika’nın girişimine benzer bir gelişmeyle karşı karşıyadır. Yazma eserlere karşı matbaanın gelişmesi nasıl ki o dönemin hattatları tarafından bir tehdit olarak algılanmış ve endişeyle tepki görmüş ise, günümüzde de basılı yayıncılığa karşı dijital yayıncılığın gelişmesi aynı endişelerle tepkiyle karşılanmıştır. Ancak, ne var ki zamanla bunun bir tehdit olmadığının bilincine varan yayıncılık sektörü, basılı yayıncılığın yanı sıra dijital yayıncılığa  da ilgi göstermeye başlamıştır.

Dijital yayınlardan biri olarak elektronik kitap ile Müteferrika’nın hatta daha da öncesinde Gutenberg’in matbaasının ürünü olan basılı kitap arasında, yayıncılar arasında azalmış olsa da, okuyucular arasında yine bir kıyaslama söz konusudur. Kitap severler kitabı bir bilgi kayıt ortamı, bilgi taşıyıcı bir nesne olarak görmekten ziyade, ona daha duygusal anlamlar yüklemektedirler. Kitaba dokunmadan, kitabı koklamadan ve kitabı nesnel olarak görmeden okuma eylemini gerçekleştiremeyeceklerini düşündüklerini sanmıyor olsak da; yaklaşık 600 yıllık bir geçmişin getirdiği alışkanlıktan ve gelenekten olsa gerek, kitabın elektronik olma fikrine hala sıcak bakmayan büyük bir kesim bulunuyor.

Günümüzde de, tıpkı Osmanlı’da olduğu gibi, uzak kalmaya çalışılsa da, eninde sonunda, çağın gerisinde kalmamak, bilimsel anlamda gelişmeleri takip edebilmek, kültürel ve sosyal açıdan ise bilgi ve akla dayalı düşünebilen bireyler olabilmek için yeni teknolojiler üretmek, üretilenleri takip etmek ve gerektiğinde de kullanmak zorundayız.

Elektronik kitap da işte bu teknolojilerden sadece biri…

Şimdi son olarak Müteferrika’nın on maddelik raporuna paralel ve benzer, ama elektronik kitap için geçerli olabilecek on maddelik raporumuzu sizlerle paylaşmak istiyoruz.

1-    Sözlük, ansiklopedi ve benzer araştırma kaynaklarının elektronik ortamda hazırlanması, kullanıcıları hem yerden hem de yükten kurtarması nedeniyle yararlıdır.

2-    Türkçe eserlerin elektronik kitap olarak hazırlanması hem ulusal hem de uluslar arası yayıncılık alanında daha fazla okuyucuya hızlı ve kolay ulaşılmasını sağlar.

3-    Gelişen elektronik mürekkep teknolojisi sayesinde elektronik kitaplarda tıpkı basılı kitaplar gibi görüntülenebilmektedir. Bu özelliğiyle de okuyucuların alışkanlıklarıyla uyumludur.

4-    Basılı bir kitap hazırlamak için gereken emek ve zamanla bir e-kitap hazırlamak için harcanan emek ve zaman kıyaslanamaz bile. Aynı zamanda belki de binlerce hatta onbinlerce e-kitap hazırlanabilir.

5-    Basılı kitaplarda dizinlerle yaptığınız aramaları e-kitaplarda sadece kelime araması yaparak kolayca ve daha kısa zamanda yapabilirsiniz.

6-    Başlangıçta ekranı bulunan herhangi bir cihazla birlikte okunabiliyor olması nedeniyle pahalıymış gibi algılansa da, uzun vadede düşünüldüğünde, ve elbette gerekli hukuki, mali ve yasal düzenlemelerinde tamamlanmış olduğunu varsaydığımızda, e-kitap fiyatları basılı kitap fiyatlarına oranla daha ucuz olacağından toplumun tüm kesimleri için kitaplar daha erişilebilir olacaktır.

7-    Kütüphanelerde e-kitap kullanımı yerden ve zamandan tasarruf sağladığı gibi öğrencilerin de e-kitaplara daha kolay ve hızlı erişimini sağlayacaktır.

8-    Özellikle eğitim sektöründe bilgi ve iletişim teknolojileri yaygın olarak kullanılmakta ve teşvik edilmekteyken, yayıncılık sektörünün e-kitap yayıncılığına yönelmesini hızlandırmak için devletin gerekli mali ve yasal düzenlemeleri hayata geçirmesi, toplumun tüm kesimlerinin kitaba daha ucuz erişimini sağlayacağından halka önemli bir hizmet yapılmış olacaktır.

9-    Tüm dünyada hızla yayılan elektronik kitaplara ülkemizde yayıncılık sektörü yeterli ilgi göstermediği takdirde, yabancı ülkeler Türkçe yayınları elektronik kitap olarak satmaya başlayacaktır. Özellikle e-ticaretin oldukça yaygın olduğunu düşünürsek, bu alana girme konusunda tereddütlerimizi aşıp gerekli mevzuat değişikliklerini yaparak elimizi çabuk tutmamız gerekiyor, onlardan önce davranmalıyız.

10- Ülkemizde e- kitap yayıncılığına geçiş için gereken bilgi ve iletişim altyapısı kurulabilecek durumdadır. Gelişmekte olan tüm toplumlar için bilgiye ve kitaba ihtiyaç oldukça fazladır. Elektronik kitap yayıncılığı için devletin yürüteceği çalışmaları hızlandırması küreselleşmiş dünyada uluslar arası anlamda yayıncılık sektörüne itibar kazandıracaktır.


[1] 1726 yılında risale olarak hazırlanmış bu kitapçığın adı Vesilet-üt- Tıbaa’dır. Müteferrika, Sadrazam Damat İbrahim Paşa’ya sunduğu bu kitapçıkla matbaanın kurulabilmesi için izin istemiştir. III.Ahmet Fermanı ve Şeyhülislamın da fetvasıyla izni verilmiş ve ilk Türk matbaası kurulmuştur. Matbaanın kurulmasına sadece hattatlar rekabet edemeyecekleri ve işlerini kaybedecekleri endişesiyle tepki göstermişlerdir. Ancak matbaalarda dini kitapların basılmayacağını öğrenmeleriyle bu tepkileri son bulmuştur (Altuntek; 1993, 195).

[2] Avrupa ülkeleri, Gutenberg’in matbaası sonrasında işin tekniğini öğrenmeleri için uzmanlarını görevlendirirken, Osmanlı Devleti bu konuya ilgisiz kaldığından gereken teknik bilgiyi ancak 250 yıl sonra Müteferrika’nın girişimiyle edinebilmiştir.

[3] Devlete ve hattatlara gereken kâğıt, önceleri Doğu ülkelerinden sağlanırken, 16.yy sonrasında gelişen kâğıt endüstrisinin ucuz kâğıt üretmesi nedeniyle Batıdan ithal edilmiştir.

Kaynaklar:

ALTUNTEK, N.Serpil, “İlk Türk Matbaasının Kuruluşu ve İbrahim Müteferrika”, Hacettepe Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Dergisi, 10(1),Temmuz 1993/ ss. 191 -204.

[Online: http://www.edebiyatdergisi.hacettepe.edu.tr/1993101nserpilaltuntek.pdf adresinden 12/12/2012 tarihinde erişildi]

TOPDEMİR, Hüseyin Gazi ve İbrahim Ethem POLAT, “Türk Matbaacılığının Gelişiminde Bir Sayfa: Cevaib Matbaası”, Nüsha, 4(14), Yaz 2004 ss.79-102.

[Online: http://80.251.40.59/ankara.edu.tr/topdemir/cevaibmatbaasi.pdf  adresinden 07/01/2013 tarihinde erişildi.]


E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

INSTAGRAM
Bizi Tanıyın