ŞU ANDA OKUDUĞUNUZ İÇERİK

Toplumun Sanatla İmtihanı: Elif Makamı

Toplumun Sanatla İmtihanı: Elif Makamı

Musikimiz, yüzlerce makam eliyle dantel gibi işlenen bir örtüdür. Bu nesneler dünyasının üzerini nağmeleriyle örter ve hayal âleminin kapılarını açar. İşte bunca gönül alıcı makama, şu günlerde bir yenisi dâhil olmuş görünüyor. Elif Makamı.

Elif Makamı, devletin sanat icrasındaki yerinin tartışıldığı günlerde, bir özel televizyon kanalında yayına giren bir musiki programı. Her Cuma gecesi, 22.30’da, kendisini TRT ekranlarından tanıdığımız Elif Güreşçi seçtiği eserleri, Kanal 24 ekranından, dinleyicilerle paylaşıyor. Sanatçı, icrasıyla ilgili olarak “Gönlümdeki müziği yapıyorum.” diyor. Yani o, izleyenlere kalbini açıyor, bizlerle gönlündekini paylaşıyor.

Program, bütün alçak gönüllülüğüne rağmen, iddialı bir duruşa sahip. Malum sanat, özgürleşmenin bir vasıtasıdır. Hayatlarını bedenleri üzerinden yaşayan, ilişkilerini ve değerlerini yine bedenleri üzerinden tarif edenler için müzik hoplayıp zıpladıkça, oynadıkça özgürleştiren bir işleve sahiptir. Bilinçleri ruh ve gönle yönelmiş olanlar içinse müzik, onları zaman ve mekânın dışına taşır dünyevi bağlarından kurtarır ve hür kılar. İşte Elif Makamı, benimsediği düzey ve genel akışıyla bu ikinci kitlenin, birincisi kadar var olduğunu tespit ediyor. Böylelikle bir özel kanal böylesi bir kesimin varlığını kabul etmiş ve ihtiyaçlarını karşılamayı öngörmüş oluyor.

Program, son derece usta bir ekiple hazırlanıyor. Yönetmen, doğru açılardan yakaladığı görüntülerle yumuşak ve akıcı geçişlerde bulunuyor ve sergilediği çeşitlilikle, durağanlığa yer vermiyor. Elif Güreşçi’ye şarkılarında çok iyi yetişmiş bir ekip eşlik ediyor. Kanuni Serkan Mesut Halili, Kemençevi Sercan Halili, Bendirzen Serdar Bişiren, Udi Mete Aslan ve Çellist Özgür Özgüler takım elbise ve kravatla yani bugünün kostümlerini giyerek yerlerini alıyorlar. Böylelikle icra edilen musikinin geçmişte kalmış pratiklerin parçası olmadığı, şimdiye ait olduğu ve günümüz insanına hitap ettiği mesajı veriliyor.

Programı üç temel kavram etrafında değerlendirmek istiyorum: Sadelik, uyum ve olgunluk.

Programda ciddi bir sadelik seziliyor. Birçok yayında görülen, solistin arkasında dizilmiş, başlarında bir şef yahut maestro bulunan bir ordu yerine, beş kişiden oluşan bir saz heyeti tercih edilmiş. Solist ayrıcalıklı konumunu gösterecek şekilde, ayakta ve ön tarafta durmak yerine arkadaşlarının arasında oturmayı tercih ediyor. Diyafram açısından en rahat vaziyet olamasa dahi, nefeste ufak bir bile sıkıntı göstermeyen okuyucu, böylece bir dost meclisi görüntüsü yaratabilmiş. Musiki, duygunun karşı tarafa aktarıldığı bir dildir. Bu anlayıştan uzak icralarda okuyucu, sesine ve gırtlağına ne derece hâkim olduğunu göstermek ister. Ancak olgunluk seviyesindeki icracılar, aslında okuduklarının güfte olduğunun farkına varırlar ve en iddialı nağmeleri, Güreşçi gibi sadelik ve tevazu ile teganni ederler.

Programda gerçek bir uyum yakalanmış. Musikimizde en önemli sorunlardan birisi refakat meselesidir. Refakat, icracıların bir kişiye tabi olmaları ve seslerini o kişinin sesinde yok etmeleridir. Böylelikle ruhta bütünlük sağlanır ve tek duyguda, aynı üslupta bileşilir. Sazendelerin refakat etmeleri, ancak okuyucu ile aralarında oluşan saygı münasebetiyle sağlanabilir. Çalışmamış, eserlere hâkim olmayan, tereddüt sahibi hanendeye sazende hürmet göstermez. Elif Makamı ise bize mutlak refakatin güzel bir örneğini sunuyor. Sazlar kişisel maharetlerini taksimlerinde gösterirken, toplu icrada marifeti, kendilerini solistte yok etmekte buluyorlar.

Güreşçi, seçtiği eserlerle artık icrada olgunluk çağına girdiğini gösteriyor. Bir sanatçı musikiyi önce kendisi için icra eder, yaptığı işten kendisi tatmin olur. Ortaya çıkan eser bir değer taşıyorsa, toplumca benimsenir ve sevilir. Genel insanlık zevkine hitap ederse beynelmilel hale gelir. Bunun aksi, hem riyakârlıktır, hem de kalıcılıktan uzaktır. Güreşçi bildik eserlerle dinleyiciyi eşlik ettirmenin ucuz rahatlığı yoluna gitmektense, kendi yorumunu katacağı nadir eserleri bulup ortaya çıkarıyor. Risk almaktan çekinmediği zorlu eserlerin makam geçkilerini hiçbir falsolu ses basmadan, yumuşak ama miskin olmayan üslubu içersinde ustalıkla yerine getiriyor.  Böylelikle akıcı okuyuşunun verdiği hazzın ötesinde dağarcığımıza birçok yeni eser kazandırıyor.

Elif Makamı aslında toplumumuzun sanatla imtihanı sayılır. Bu programın başarısı bir takım soruların cevabını bulmamıza imkân sağlayacak.

Musikimiz sadece insanları oynatarak yahut içki meclislerinde coşturarak, günün dertlerinden kurtaran ve sonraki günün mesaisine hazırlayan bir işleve mi sahiptir, yoksa bedii zevkleri tatmin ederek onları yüce duygulara yönelten bir vasıta mıdır?

İnsanlarımız kitlesel üretim elinde, sadece tüketmeye yönelmiş her türlü hassasiyetini kaybetmiş komformist bir kitle midir, yoksa değerlerini koruyan ve yeniden üreten bir toplumdan bahsetmek mümkün müdür?

Devletin icracı olarak bulunmadığı bir sanat ortamında, burjuvazi kendi yayın kanallarıyla toplumsal değerlerin devamlılığını sağlayacak bir işlev üstlenebilir mi, yoksa salt kâr güdüsüyle mi hareket eder?

Ve en önemlisi;

Toplum kendi benlik ve kimliğini koruyan, yücelten ve temsil eden bir sanat anlayışına muhabbet ve sorumluluktan hissiyle sahip çıkar mı?

Sanat eğer özgürleşmeye vesile oluyorsa, bu yayında dinlediğimiz eserler bizi dünyevi bağlarımızdan hür kılarak, hayal âlemine yükseltiyor. Elif Güreşçi, sanat hayatında kendi sevdiği müzikten ödün vermeden bir yerlere gelinebileceğinin ispatı olarak tevazu içinde, gönlündeki müziği icra ediyor. Güreşçi, TRT’nin yetiştirdiği birçok sanatçımızdan birisidir. Bu kurumun, müzikte nasıl büyük bir okul olduğunun canlı delilidir. Musikimizde TRT kökenli birçok büyüğün yolunu takip ediyor, bunu yaparken de onları taklitle yetinmiyor, kendi yolunu çizmeye çalışıyor. Bu gayretini selamlıyoruz ve Kanal 24 televizyonunu, üstlendiği böylesi bir sorumluluktan ötürü tebrik ediyoruz.

Bu programı ve benzeri yayınları izlemek ve meraklılarına duyurmak bizler için sadece zevk değil, aynı zamanda mesuliyettir. Unutmayalım ki, kültür hayatımızın arzu edilir seviyede devamı, toplumumuzun sanatla imtihanıdır. Gelin bu sınavı hep birlikte başarıyla verelim.

Yazar: Noyan Özatik


  1. “Elif Makamı”nı izlemeye özen gösterenlerdenim. Yukarıda yazılı metin adeta içimdekilerin tercümanı olmuş. Sakız olmuş şarkılardan, iddiadan uzak sade, eğitici, dinlendirici ve özendirici tavrı ver tarzıyla Elif GÜREŞÇİ yıllardır izlemeye hasret kaldığımız bir performans sergiliyor. TRT başta olmak üzere 100 şarkıyı geçmeyen repertuar dahilinde yapılan programlardan hala nasıl bıkılmadığını dehşetle izleyenlerdenim.
    Bu programı ve benzeri yayınları izlemek ve meraklılarına duyurmak bizler için sadece zevk değil, aynı zamanda mesuliyettir… bu satırınızın altına çizerek sizi de güzel yazınız için kutlarım.
    Saygılarımızla.

    Handan Kavas
    AŞİYAN MUSİKİ DERNEĞİ VE MÜZİK MERKEZİ

    http://www.youtube.com/results?search_query=a%C5%9Fiyan+10.y%C4%B1lda&oq=A%C5%9E%C4%B0YAN&gs_l=youtube.3.1.35i39l2j0l3.1951.3139.0.6098.6.6.0.0.0.0.111.589.2j4.6.0…0.0…1ac.1.11.youtube.AmaWL3y4VFE

    ÖNEMLİDİR: 24 KASIM 2013 – Pazar günü – Saat: 18.00 de Yeditepe Üniversitesi – Kongre Salonu’nda vereceğimiz
    “Yahya Kemal BEYATLI Konseri”mizi onurlandırmanızı dileriz.
    Konuk Sanatçımız Sayın Münip UTANDI’dır…

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

INSTAGRAM
Bizi Tanıyın