ŞU ANDA OKUDUĞUNUZ İÇERİK

Yunanistan: Makyajlı Kızın Hazin Öyküsü

Yunanistan: Makyajlı Kızın Hazin Öyküsü

EURO Arenada Yunan Trajedisi: Makyajlı Kızın Hazin Öyküsü – Yazar: Baki DEMİREL

Mundell (1961) yılında “American Economic Review” de yayınlanan meşhur çalışmasında, parasal birliğin üyelerine sağladığı faydalar yol açacağı maliyetlerden fazlaysa o parasal birlik üyeleri için optimal para sahası olacağından bahsetmiştir. Optimal para sahası üzerine birçok makale yazıldı elbette ancak Bayoumi ve Eichengreen tarafından 1997 yılında kaleme alınan  “Ever Closer to Heaven? An Optimum Currency Area Index for European Countries” isimli çalışma oldukça önemli. Bu çalışmada yazarlar Avrupa’da eğer para birliği kurulacaksa hangi ülkeler arasında kurulmalıdır sorusunun cevabını aramışlar.

Tahmin edebileceğimiz gibi Avrupa’nın optimal para sahası içerisinde Yunanistan yok, İspanya yok, Portekiz yok, İtalya yok hatta Fransa ve İngiltere bile yok kim var Almanya Avusturya Belçika Hollanda, İsviçre. Bu kuramsal katkılar açıkça Yunanistan gibi çevre ülkelerle merkez ülkeler arasında kurulacak ekonomik-parasal birlik nihayetinde çevre ülkelerin aleyhinde olacağını belirtmişlerdir.

Aşırı Makyajlı Genç Kız; Yunanistan

Yunanistan parasal birlik içerisinde yer almak için ekonomisini sürekli makyajlamak zorunda kalmış. Tıpkı dışarıya güzel görünmek uğruna aşırı makyaj yapan genç kız gibi. Dünya ekonomisinin 2007 ABD kaynaklı finansal krizden önceki “büyük ılımlılık”  döneminde verimliliğinin üzerinde ödenen ücretler ve güçlü Euro sayesinde bulunabilen düşük faizli borçlarla Yunanistan kendisine sahte bir cennet yaratmıştı. Böylece artan cari açık ve bütçe açığı finansal edilebiliyor, tatlı hayat devam ediyordu. Hatta öyle ki, Wyplosz’un 2006,  Fagan ve Gaspar’ın 2007’de yaptıkları çalışmalarda Yunanistan’ın hiçbir zaman Euro Bölgesi bütçe performansına uyum göstermek gibi bir niyetinin olmadığı belirtilmişti.

Finansal kriz Euro Bölgesi çevre ve merkez ülkeleri asimetrik olarak etkiledi. Zira benzer ekonomik yapıya sahip olmayan ülkeler arasında kurulacak parasal birliklerde üye ülkeler şokun etkisinden farklı biçimde etkilenirler. Yunanistan başta olmak üzere çevre ülkelerin (GIIPS’ler) merkeze göre dış şoktan daha farklı ve daha fazla etkilenmesinin nedenidir bu. En başta özetlediğimiz kuramsal katkılar bunun böyle olacağını açıklamışlardı. Yani Yunanistan borç krizi malumun ilanı oldu.

Euro Bölgesinin kurumsal zayıflığı ve hantallığı Yunanistan krizine müdahale edilmesini geciktirmiş ve Yunanistan krizinin daha fazla derinleşmesine zemin oluşturmuştur. Her ne kadar Avrupa Konseyi 2009 yılında sorunun öneminin farkına vararak borç krizi karşısında finansman ihtiyacı çeken üye ülkelerin yararlanması için 600 milyar Euro değerinde fon sağlayacağını açıklamıştı ancak Yunanistan krizine müdahale IMF’nin katkısıyla gerçekleşebildi. IMF, Avrupa Konseyi ve Troyka 2010 yılında anlaşarak Yunanistan’a şartlı destek vermeyi kabul ettiler. IMF’nin Yunanistan’a taahhüt ettiği destek, 1990 yılında finansal ve borç krizlerine yakalanmış ülkelere verdiği en yüksek destekti. IMF tarafından Yunanistan’a 2010 yılında 37 milyar dolar 2012 yılında ise yaklaşık 30 milyar dolar şartlı destek sağlamıştır. Ayrıca 2013 ve 2014 içinde şartlı destek taahhütleri devam etmektedir.

Borçlar Silinmesi Yeni Krizlere Yol Açmaz Mı?

Borçlarının bir kısmının silinmesine (hair cut) rağmen Yunanistan’ın borçlarını çevirebilmesi için gerekli olan finansman ihtiyacı 315 milyar Euro civarındadır. Böyle bir borç yükü Avrupa Kurtarma Fonunun tek başına üstesinden gelebileceğinden oldukça fazladır, IMF ve Troyka’nın şartlı desteği bu yüzden önemli.

Kemer sıkma politikalarının bütçe açıklarının azaltılmasına içerecek biçimde kamu kesimine bütçe disiplinin getirilmesi ve cari açığın azaltılması olmak üzere iki basit amacı vardır. Emek maliyetlerinin azaltılması ve kamu hizmetlerinde kısıtlamaya gidilmesi kamu bütçesi üzerindeki yükü hafifletmeye ve dış ticarette rekabet avantajı yaratarak ihracatın arttırılmasına yönelik uygulamalardır.

Ücretlerin azaltılması veya işten çıkartmalar gerçekten acı reçete olarak görünebilir ancak borç krizi daha önce alınmış yüksek ücretlerin telefsisini gerekli kılmıştır bir bakıma. Aslında bu bir zorunluluktur zira Yunanistan’ın zaten yüksek olan cari açık / GSMH rasyosu krizle birlikte 2008 yılında % 19 seviyelerine çıkmış ve ülke riskinin daha fazla artmasına yol açmıştır. Alınan önlemler sonucu bu rasyo 2012 yılında % 9 seviyelerine çekilebilmiştir. 2013 yılı için ise cari açık / GSMH rasyosunun % 5 seviyelerine çekilmesi öngörülmektedir. İhracatın artışına dayanan bu önemlerin başarılı olması Yunan ekonomisine yönelik risklerin azaltılması açısından önemlidir.

Şunu unutmamak gerek, Euro Bölgesi içerisinde bağımsız para politikası uygulamayan Yunanistan’ın krizden çıkış için elinde sadece maliye politikası araçları vardır. Borç krizinin para politikası ayağı Avrupa Merkez Bankasının insafına kalmış durumda. Şimdilik Avrupa Merkez Bankası geleneksel olmayan para politikası uygulamalarıyla krizi yönetmeye çalışıyor ancak Yunanistan borç yönetimi politikasının en önemli finansörü olan Almanya’dan gelen küçülme sinyalleri önemli bir tehdit çünkü Yunanistan’ın kurtulması için sürekli bir büyüme sürecine ve dış finansman desteğinin sürmesine ihtiyacı var. Yani Yunanistan için çanlar çalmaya devam ediyor.

Büyük portreye baktığımız da çanların Euro Bölgesi içinde çalmaya devam ettiğini görüyoruz. Avrupa Merkez Bankasının çabaları, IMF yardımı sadece krizin etkilerini gidermeye yönelik ama çözümün kendisi değil. Çözüm ise daha karmaşık ve büyük bir uzlaşının ürünü olmalı. Başta De Grauwe olmak üzere bu konuda çalışma yapanların ortak görüşü mali bütünleşmenin sağlanmasının gerekliliği. Bu kolay bir çözüm değil zira bir bağımsızlık simgesi olan ulusal para birimlerinin terk edilerek Euro’ya geçiş zaten sancılı doğduğunu ve bunu kabul etmeyen İngiltere’nin parasal birlik dışında kaldığını hatırlayalım. Mali federalizm ülke bütçesinin Brüksel’e bağlanması anlamına geliyor. Bunun anlamı şu; eğer mali federalizm olacaksa Euro Bölgesi dahil AB’ye üye ülkelerin tamamını kapsayacak biçimde genişlemeli ve Avrupa Birleşik Devletleri halini almalıdır. Bir başka öneri Gros ve Mayer tarafından 2010 yılında dile getirilen ve tıpkı IMF gibi ama Avrupa için finansal gözlemci, denetleyici görevini yürütecek olan Avrupa Para Fonu fikridir. Bu fikrin üzerinde şimdilik pek durulmadı. Ancak üzerinde uzlaşılamayan Bankalar Birliği süreci birliği Avrupa IMF’si fikrine doğru götürebilir. Bekleyip göreceğiz.


[1] Baki Demirel, MeKAM Ekonomi Uzmanı


E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

INSTAGRAM
Bizi Tanıyın